25 Eylül 2026 tarihli duruşma

İlgili Dava:
Seyithan Durdu Davası
İlk Duruşma Tarihi:
21 Mayıs 2025
Dava Mahkemesi:
Van 1. Ağır Ceza Mahkemesi
Sanıklar:
Yiğithan Adalı
Maktuller:
Seyithan Durdu

25 Eylül 2026 tarihli duruşma


Furkan Tunçdemir - 25 Eylül 2026

Mahkeme: Van 1. Ağır Ceza Mahkemesi

Esas: 2025/154

Van’ın Özalp ilçesine bağlı Dönerdere kırsalında 28 Aralık 2024’te sınırda görevli askerlerin bulunduğu araçtan açılan ateş sonucu dört çocuk babası Seyithan Durdu hayatını kaybetti. Olayla ilgili yürütülen soruşturmada ateş ettiği tespit edilen Üsteğmen Yiğithan Adalı tutuklandı, ancak avukatlarının itirazı üzerine 6 gün sonra tutuksuz yargılanmak üzere tahliye edildi. Tanık beyanlarında olay anında “dur” ihtarı yapılmadığı ve yaralıya müdahale edilmeden bölgeden ayrıldığı ifade edildi. Savcılık, sanık Yiğithan Adalı hakkında “haksız tahrik altında olası kastla öldürme” suçlamasıyla iddianame hazırladı. İddianamede, olay yerinin ikinci derece askeri yasak bölge dışında kaldığı ve kolluk birimlerine bildirim yapılmadığı da belirtildi. Savcılık, olay günü Adalı’nın yanında bulunan iki asker hakkında takipsizlik kararı verdi. Davanın sekizinci duruşması 25 Eylül 2026 tarihinde Van 1. Ağır Ceza Mahkemesinde görüldü.

Duruşma Öncesi

Duruşmada karar çıkması bekleniyordu. Bu nedenle önceki celselere göre duruşmaya ilgi daha yoğundu. Duruşmayı çok sayıda avukatın yanı sıra Seyithan Durdu’nun ağabeyi de izledi.

Duruşma saat 10.15’te başladı ve yaklaşık 11.00 sıralarında sona erdi. Önceki celselerden farklı olarak esas hakkındaki mütalaanın değişmesi ve mahkemenin bazı tevsi tahkikat taleplerini kabul etmesi nedeniyle duruşmada karar çıkmadı.

Duruşmaya Katılım

Duruşmada sanık Yiğithan Adalı hazır bulunmadı. Sanık müdafileri Av. Muammer Uzun, Av. Ömer Akçay ve Av. Mehmet Cüneyt Güzel duruşmaya katıldı.

Katılan Necla Durdu vekili Av. Özal Bedir duruşmada hazır bulundu. Av. Özal Bedir’in yetki belgesiyle Av. Sinan Özaras, Av. Necdet Ceyhan ve Av. Ceylan Ukay da duruşmaya katıldı. 

Duruşmayı çok sayıda avukat ve Durdu ailesinin yakınları izledi.

Duruşmanın Seyri

Duruşma, mahkeme heyetinde değişiklik olması nedeniyle önceki celselerde tutulan duruşma zabıtları ile dosyada bulunan bilgi ve belgelerin okunmasıyla başladı. Dosya içerisindeki bilgi, belge ve tutanakların ayrı ayrı okunduğu ve dosyaya konulduğu belirtildi. Önceki celsede sanık, sanık müdafileri, katılan ve katılan vekillerine esas hakkındaki mütalaaya karşı beyanda bulunmaları için süre verildiği hatırlatıldı. Sanık müdafii Av. Muammer Uzun’un esas hakkındaki mütalaaya karşı yazılı savunma dilekçesi sunduğu, ayrıca celse arasında katılan vekilinin ses kayıtlarını içeren bir flash belleği dosyaya sunduğu tutanağa geçirildi. 

Okunan belgelere ve gelen yazı cevaplarına karşı diyecekleri sorulan iddia makamı, bilgi ve belgelere ilişkin bir diyeceklerinin olmadığını belirtti. Katılan vekilleri Av. Özal Bedir, Av. Sinan Özaras, Av. Necdet Ceyhan ve Av. Ceylan Ukay, dosyaya giren bilgi, belge ve tutanaklarda aleyhe olan hususları kabul etmediklerini söyledi. Sanık müdafileri Av. Muammer Uzun, Av. Ömer Akçay ve Av. Mehmet Cüneyt Güzel de dosyaya giren bilgi, belge ve tutanaklarda aleyhe olan hususları kabul etmediklerini beyan etti. 

İddia makamı, kovuşturmanın genişletilmesi talebinin bulunmadığını ve mütalaasını bildireceğini söyledi. Bunun üzerine katılan vekillerine söz verildi. 

Katılan vekili Av. Özal Bedir, tevsi tahkikat taleplerinin bulunduğunu belirterek dosyada delillerin henüz tam olarak toplanmadığını düşündüklerini söyledi. Av. Bedir, ikinci askeri yasak bölge konusunda tartışmanın sürdüğünü, bu konuda netlik bulunmadığını, dosyadaki krokiler ve raporlar arasında uyumsuzluk olduğunu ifade etti.

Av. Bedir, dosyaya giren kroki ile Harita Genel Müdürlüğü’nün gönderdiği ve sonradan ek rapor alınan kroki arasında farklılık bulunduğunu belirtti. Dönerdere köyünü de içine alacak şekilde askeri yasak bölge çizimi yapıldığını söyleyen Av.Bedir, Resmî Gazete’de yayımlanan kroki üzerinden uzman bilirkişiden yeniden rapor alınmasını talep etti.

Av. Bedir, dosyada bulunan dijital materyallerin suretini aldıklarını ve incelediklerini belirtti. Dosyaya sundukları flash bellekte ses kayıtları bulunduğunu, bu kayıtlarda M.Ç.’nin telefonunda, sanık Yiğithan Adalı’ya yönelik talimat niteliğinde ifadeler bulunduğunu savundu. Ayrıca, bu kayıtlar üzerinden bağımsız bilirkişiden rapor alınmasını istedi. Deliller toplanmadan ve talepler yerine getirilmeden hüküm verilmesinin hukuka aykırı olacağını söyledi. 

Ardından söz alan katılan vekili Av. Sinan Özaras da tevsi tahkikat taleplerinin bulunduğunu belirtti. Av. Özaras, tarafsız bir yargılamanın tüm deliller toplandıktan sonra yapılabileceğini, eksik delille adil yargılanma şartının gerçekleşmeyeceğini söyledi. Mahkemenin tarafsızlığının, dosyada araştırılması ve ortaya çıkarılması gereken hakikatlere eksiksiz ulaşılmasıyla mümkün olacağını ifade etti.

Av. Özaras, meslektaşının sunduğu ses kaydında yer alan ifadelerin raporlaştırılarak dosyaya kazandırılmadığını, bu nedenle bu yönde değerlendirme yapılamadığını söyledi. Ses kaydını duruşmada dinletmek istediklerini belirten Özaras, tevsi tahkikat taleplerinin kabul edilerek eksikliklerin tamamlanmasını, bu konuda karar verilmesinin ardından esasa ilişkin savunma yapacaklarını ifade etti. 

Katılan vekilleri Av. Necdet Ceyhan ve Av. Ceylan Ukay da meslektaşlarının beyanlarına katıldıklarını belirterek tevsi tahkikat taleplerinin kabul edilmesini istedi. 

Sanık müdafii Av. Muammer Uzun ise katılan tarafın yargılama boyunca sürekli dosyaya evrak sunduğunu ve beyanda bulunduğunu söyledi. Uzun, asıl konunun ölüm olayının iddia edilen yerde gerçekleşip gerçekleşmediği olduğunu savundu. Maktulün yeğeni Ş.D.’nin Seyithan Durdu’yu kucağına alıp yatırdığını söylediğini, buna karşın pantolonunda kan bulunmadığını ileri sürdü. Ölüm olayının belirtilen yerde gerçekleşmediğine ve müvekkilinin fail olmadığına dair somut deliller bulunduğunu savunan Av.Uzun, askeri yasak bölgeye ilişkin delillerin dosyaya konulmak istenmesinin dosyaya yenilik katmayacağını söyledi. Bu nedenle katılan vekillerinin tevsi tahkikat taleplerinin reddini istedi. 

Sanık müdafileri Av. Ömer Akçay ve Av. Mehmet Cüneyt Güzel de kovuşturmanın genişletilmesi taleplerinin bulunmadığını, katılan vekillerinin tevsi tahkikat taleplerinin reddine karar verilmesini talep etti. 

Esas Hakkındaki Mütalaa

Dosya ve söz, esas hakkındaki mütalaasını sunmak üzere iddia makamına verildi. Cumhuriyet savcısı, önceki celsede sunulan mütalaadan farklı olarak sanık Yiğithan Adalı’nın “taksirle ölüme neden olma” suçundan değil, “olası kastla kasten öldürme” suçundan cezalandırılmasını talep etti.

Mütalaada, sanık Yiğithan Adalı’nın olay tarihinde Özalp 2. Hudut Taburu 3. Hudut Bölüğü Tulgalı Hudut Karakolu’nda kol komutanı olarak görev yaptığı, M.Ç.’nin aynı birime bağlı üsteğmen, S.G.’nin ise uzman onbaşı olduğu belirtildi. 27 Aralık 2024 saat 17.00 sıralarında, sürücülüğünü S.G.’nin yaptığı 65 ABD 495 plakalı Toyota Hilux marka araçla sanık Yiğithan Adalı ve M.Ç.’nin görevleri gereği devriye faaliyetine çıktıkları ifade edildi. 

Mütalaada, 28 Aralık 2024 saat 00.00 sıralarında Seyithan Durdu ile Z.D. ve Ş.D.’nin İran’dan gelen göçmen grubunu karşılamak üzere Saray ilçesi Bakışık Mahallesi’ndeki ikametlerinden atla çıktıkları, İran’dan gelen 26 kişilik grubu sınırda karşıladıkları ve yaklaşık 4-5 saat yürüdükten sonra Çaldıran yolu üzerinde iki araca bindirdikleri belirtildi. Göçmenlerin Van’da tespit edildiği, beyanlarında kendilerini üç yüzü kapalı atlının karşıladığını ve 13’er kişilik iki grup halinde araçlara bindirdiklerini ifade ettikleri kaydedildi. 

İddia makamına göre, sanık Yiğithan Adalı ve M.Ç. termal dürbünle Çaldıran yolu üzerindeki göçmen grubunu tespit etti. Göçmenlerin araçlara bindirilerek uzaklaşmasının ardından sanık Adalı, M.Ç. ve S.G., at üzerinde seyir halinde bulunan Z.D., Ş.D. ve Seyithan Durdu’yu takip etti. Mütalaada, sanığın ve M.Ç.’nin savcılık aşamasındaki beyanlarında şahıslardan birinde tüfek gördüklerini söyledikleri, sanık Adalı’nın aracın sağ arka koltuğundan pencereyi açarak “dur” ihtarında bulunduğu, şahısların durmaması üzerine birkaç el ateş ettiği belirtildi. 

Mütalaada, Van Jandarma Kriminal Laboratuvarı ve Erzurum Bölge Kriminal Polis Laboratuvarı raporlarına göre olay yerinde bulunan kovanların M.Ç. ve S.G.’nin silahlarından atılmadığı, sanık Yiğithan Adalı’nın silahından atıldığının tespit edildiği ifade edildi. Ayrıca Dönerdere kırsalındaki dere yatağında alınan lastik izlerinin sanığın içinde bulunduğu 65 ABD 495 plakalı aracın lastik izleriyle örtüştüğü belirtildi. 

Savcılık, otopsi tutanağına göre Seyithan Durdu’nun bedeninde çok sayıda milimetrik deforme metalik cisim imajı bulunduğunu, ölümüne neden olan mermi çekirdeğinin aort ve omurgayı parçaladığını, bu nedenle çekirdeğin deforme olarak parçalandığını belirtti. 

Mütalaada, sanığın silah kullanma konusunda eğitimli ve görevi gereği silah taşıyan kamu görevlisi olduğu, olay sırasında içerisinde bulunduğu araçla göçmenleri taşıyan aracı takip ettiği, kişilerin “dur” ihtarına uymayarak kaçmaya devam etmeleri üzerine silah kullandığı ifade edildi. İddia makamı, sanığın ateş ettiği sırada önünde insan bulunan kişilerin mevcut olduğunu bildiğini, buna rağmen silahını kullanmaktan vazgeçmeyerek birkaç el ateş ettiğini belirtti.

Savcılık, atışların gerçekleştirildiği ortam, kullanılan ateşli silahın niteliği, merminin öldürücü niteliği ve ateşin yöneldiği yer birlikte değerlendirildiğinde, ölüm sonucunun sanık tarafından öngörülebilecek nitelikte olduğunu; buna rağmen sanığın eylemine devam ettiğini ve meydana gelebilecek ölüm sonucunu kabullendiğini kaydetti. Bu nedenle sanığın kastının doğrudan kast düzeyinde olmasa da olası kast düzeyinde bulunduğu belirtildi. 

Mütalaada ayrıca sanığın eylemi ile Seyithan Durdu’nun ölümü arasında uygun illiyet bağı bulunduğu, ölümün ateşli silahla gerçekleştirilen atış sonucunda meydana geldiğinin Adli Tıp Kurumu raporu ve dosya kapsamındaki diğer delillerle sabit olduğu ifade edildi. Sanığın olay anında görevli ve yetkili bir kamu görevlisi olmasının, silah kullanma yetkisinin ölüm sonucunu doğuracak şekilde ve ölçüsüz biçimde kullanılmasını hukuka uygun hale getirmeyeceği belirtildi. Bu nedenle TCK’nin 24 ve 27. maddelerinin uygulanma koşullarının oluşmadığı değerlendirildi.

Cumhuriyet savcısı, sanık Yiğithan Adalı’nın Seyithan Durdu’ya yönelik eylemi nedeniyle TCK’nin 81/1 ve 21/2. maddeleri uyarınca cezalandırılmasını, TCK 53. madde uyarınca güvenlik tedbirlerinin uygulanmasını, gözaltı ve tutuklulukta geçirdiği sürelerin verilecek cezadan mahsup edilmesini talep etti. Ayrıca sanığın üzerine atılı suçun vasıf ve mahiyeti ile alabileceği muhtemel ceza miktarı dikkate alınarak hükmen tutuklanmasını talep etti. 

Mütalaaya Karşı Beyanlar

Esas hakkındaki mütalaaya karşı diyecekleri sorulan katılan vekili Av. Özal Bedir, mütalaaya karşı daha önce yazılı savunmada bulunduklarını ve bu savunmayı tekrar ettiklerini söyledi. Bedir, mütalaada sanığın tutuklanması yönündeki talebi olumlu karşıladıklarını belirtti. Soruşturma ve kovuşturmanın başından beri katılan tarafın dosyayı sürüncemede bırakmaya çalıştığı yönünde bir yaklaşım olduğunu, ancak bugüne kadar dile getirdikleri taleplerin varsayım ya da dedikoduya dayanmadığını söyledi. Maddi gerçeğin ortaya konulamaması nedeniyle taleplerde bulunduklarını ifade eden Bedir, delillerin yargı makamından saklandığını savundu.

Av. Bedir, termal kamera kayıtları konusunda tanık beyanlarına dikkat çekti. Bir tanığın termal kamera kullandığını ve yönlendirme yaptığını söylediğini, bu beyanların tek başına değerlendirilmemesi gerektiğini, tanığın bölük komutanı M.Ç. ile 14 dakikalık görüşmesi bulunduğunu ve sabah saat 05.00’te yapılan bu görüşmenin sıradan bir görüşme olmadığını, olayda bir takip ve operasyon bulunduğunu savundu. Ayrıca, M.Ç.’nin yönlendirmesiyle birkaç mahalleden geçildikten sonra açık araziden dönüldüğünü ve askeri yasak bölge dışında atlı şahısların takip edildiğini söyledi. Keşif yerini gördüklerini belirten Bedir, üç köyden geçilerek açık arazide kişilerin bulunmasının mümkün olmadığını savundu. Termal kamera kaydının dosyaya kazandırılmaması konusunda askeri personel ve görevli personelin çelişkili beyanları bulunduğunu belirtti.

Av. Bedir, dosyada “89 numaralı bulgu” olarak geçen mermi çekirdeğinin nerede olduğunun ve neden dosyaya kazandırılmadığının hâlâ açıklanmadığını söyledi. Olay yerinde mermi çekirdeğinin ilk gün bulunamadığını, sonraki günlerde de bulunamadığını, ardından bulunduğunun belirtildiğini ifade etti. Morga girilmesi, kamera kayıtları ve sanığın görevli olup olmadığına ilişkin hususların da açıklanmadığını belirtti. Tahkikat dosyasında sanığın resmi görevinin bulunmadığını, olay günü görevde olmasını gerektirecek bir durum olmamasına rağmen sivil araçla kişileri takip ettiğini savundu. Sanığın olay yerinde Seyithan Durdu’yu görmemesinin mümkün olmadığını belirten Bedir, dosyanın ağırlığı, istenen delillerin bir arada toplanmaması, sanığın tutuksuz yargılanmasının delilleri etkileme ve maddi gerçeği ortaya çıkarma sürecine etkisi dikkate alınarak sanığın tutuklanmasını talep etti. 

Katılan vekili Av. Sinan Özaras, esas hakkındaki mütalaaya karşı beyanda bulunmak üzere süre talep etti. Tutuklama taleplerinin devam ettiğini belirten Özaras, dosyada yaşam hakkı ihlali bulunduğunu söyledi. Devletin bir yandan yurttaşını öldürmeme, diğer yandan yurttaşın can güvenliğini sağlama yükümlülüğü bulunduğunu ifade etti.

Av. Özaras, dosyada etkili yürütülmeyen bir soruşturmanın söz konusu olduğunu, dosyaya alınması gereken delillerin alınmadığını belirtti. Olayla ilgisi olmadığı ileri sürülen bir çekirdeğin günler sonra dosyaya kazandırılması ve sanığın tahliyesine giden süreç üzerinde durdu. Sanık Yiğithan Adalı’nın olay yerinde bulunmasının görevin devamı olarak kabul edilemeyeceğini savunan Özaras, kaçma, delil karartma ve dosyaya etki etme ihtimali dikkate alınarak sanığın tutuklanmasını talep etti. 

Katılan vekili Av. Necdet Ceyhan, meslektaşlarının beyanlarına katıldığını, tevsi tahkikat taleplerini yinelediklerini ve sanığın tutuklanması gerektiği kanaatinde olduklarını söyledi. Katılan vekili Av. Ceylan Ukay da dosyanın bu aşamaya gelene kadar maddi gerçeğin ortaya çıkarılması için katılan vekillerinin katkı sunduğunu, burada bir kurgu bulunmadığını belirtti. Ukay, suç vasfının değişme ihtimali ve vareste tutulmayan sanığın duruşmada bulunmaması nedeniyle sanığın tutuklanmasını talep etti. 

Sanık müdafileri Av. Muammer Uzun, Av. Ömer Akçay ve Av. Mehmet Cüneyt Güzel, önceki yazılı ve sözlü savunmalarını tekrar ettiklerini söyledi. Müdafiler, sanığın kaçma ve delil karartma durumunun bulunmadığını, mütalaayı kabul etmediklerini, mütalaaya karşı beyanda bulunmak üzere süre talep ettiklerini ve tutuklama talebinin reddine karar verilmesini istedi. 

Ara Kararlar

Mahkeme, dosyanın mevcut delil durumu ile sanığın üzerine atılı suçun vasıf ve mahiyetini dikkate alarak sanık hakkında uygulanan adli kontrol tedbirlerinin devamına karar verdi. Bu kapsamda sanık hakkında “yurt dışına çıkamamak” ve “belirlenen yerlere başvurmak” şeklindeki adli kontrol tedbirlerinin aynen devamına hükmetti. 

Katılan vekillerinin sanık Yiğithan Adalı’nın tutuklanmasına yönelik talepleri ayrı ayrı reddedildi. 

Mahkeme, katılan vekillerinin tevsi tahkikat taleplerini kısmen kabul etti. Bu kapsamda adli emanette bulunan ve tüm telefon kayıtlarını içerdiği belirtilen 1 TB harici hard disk ile Kingston marka USB flash bellek ve Western Digital marka 1 TB hard diskin Van Adli Emanet’ten istenmesine karar verildi.

Ayrıca katılan vekilinin mahkemeye sunduğu flash bellekte mevcut olan ve M.Ç.’nin telefonunda bulunduğu iddia edilen ses ve görüntü kayıtları ile adli emanetten istenecek materyallerin eşleştirilmesi, söz konusu görüntü ve ses kayıtlarının hangi şahsa hitaben gönderildiği ile tarih ve saat bilgilerinin tespit edilmesi amacıyla Van Jandarma Kriminal Büro’dan ek rapor düzenlenmesinin istenmesine karar verildi. 

Mahkeme, katılan vekilinin olay yerinin askeri yasak bölge sınırı içerisinde kalıp kalmadığının yeniden tespit edilmesine ilişkin talebini, dosyada alınan raporları dikkate alarak reddetti. Diğer tevsi tahkikat talepleri de dosyanın geldiği aşama itibarıyla dosyaya yenilik katmayacağı gerekçesiyle reddedildi. 

Sanık ve sanık müdafileri ile katılan ve katılan vekillerine esas hakkındaki mütalaaya karşı beyanda bulunmaları için bir sonraki celseye kadar süre verildi. Bir sonraki duruşma 12 Kasım 2026 günü saat 10.30’da görülecek.